Ağlayan Kütük | Odun Bile Ağladıysa Kalp Neden Ağlamasın? | Mesnevî'den Hikâyeler
Bulunduğu Koleksiyonlar
Bu içeriğin yer aldığı koleksiyonlar
Açıklama
Medine'de mütevazı bir mescit… Kerpiç duvarlar, hurma kütüklerinden sütunlar, çatının aralıklarından süzülen güneş.
O mescitte sıradan olmayan bir hurma kütüğü vardı. Ona yaslanılarak konuşulur, ona dayanılarak hitap edilirdi. O, sözün nuruna şahit olmuştu. Bir gün yeni bir kürsü yapıldı ve kütük yalnız kaldı. Ve o gün mescitte ince, titreşimli, kalbe dokunan bir ses duyuldu: Cansız sandığımız o kütük, ayrılığa dayanamamış, ağlıyordu.
Hannâne (inleyen kütük) olarak bilinen bu hadise, hadis kaynaklarında rivayet edilir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî de Mesnevî'sinde bu kıssayı yakınlığın ve ayrılığın diliyle anlatır.
Şimdi düşün: Bir kütük yakınlıktan ayrılınca ağlıyorsa, bizim kalbimiz neden sessiz? Belki de o kütük yakınlığı gerçekten hissetmişti, biz ise çoğu zaman sadece duyuyoruz. O temasın kıymetini biliyordu; biz alışkanlığın içinde köreliyoruz.
Ağlayan kütük bize şunu fısıldar: Yakınlık nimettir; alışmadan kıymetini bil. Kalp yakınlığa alışırsa canlanır, uzaklaşırsa kurur.
Odun bile ağladıysa, kalp neden ağlamasın?
📖 Mesnevî'den Hikâyeler serisinde Mevlânâ'nın kıssalarını sinematik görüntüler ve seslendirmeyle sizlere ulaştırıyoruz.
🔔 Yeni hikâyelerden haberdar olmak için abone olmayı ve bildirimleri açmayı unutmayın.
💬 Sizin kalbinizi en son ne ağlattı? Yorumlarda paylaşın.
#Mesnevi #Mevlana #AğlayanKütük #Hannane #MesnevidenHikayeler #İbretlikHikayeler #Medine #Tasavvuf
Bunları da Dinleyebilirsiniz
Aynı koleksiyonlarda yer alan benzer içerikler